25 Ekim 2009

İnterrail günlüğüm-1 : Modern Hippilik

Başlangıç notu: Seyahatlerim için ayrı bir blog tutmaya başlamıştım, ama düzenli yazmayı beceremedim bir türlü. Artık her pazar bu blogta bir seyahat yazısı olacak! Şubat 2010'a kadar hukuk fakültesinden mezun olabilmek için didinip duracağım için seyahat etmem mümkün değil. Önce o seyahat blogumdaki yazıları buraya aktaracağım, sonra da California'daki work&travel, Meksika'yı da kapsayan road trip, interrail ve Yunanistan'daki SU boyunca tuttuğum seyahat günlüklerimi blog formatına sokacağım. Böylece popomun üzerinde oturduğum dönemlerde de eski seyahat macerelarımı düzenleyerek kendimi avutacak ve gelecek seyahatlerim için gaza geleceğim!! : )

Bu yazı haziran 2009'da Tempo24'te yayınlanmıştır.




Yanına sadece bir sırt çantası alıp, bu çantanın içine olmazsa olmazlarını doldurup, kendisi gibi keşfe çıkmış başka gençlerle tanışarak, değişik şehirleri ve kültürleri keşfederek, trenle Avrupa’yı turlamak her gencin hayalidir.
’68 kuşağı hippilerinin “dünyayı değiştirme hayalleri, uyuşturucu, seks ve müzik” ten oluşan yaşamlarına imrenenler için bu tren turu ayrıca bir anlamlıdır; çünkü “Don’t war, make love!” (Savaşma, seviş!) sloganlarının havada uçuşmasından onlarca yıl sonra, sorumluluklarla dolu gerçek hayatlarını bırakıp, belli bir süreliğine de olsa “çiçek çocuk” ruhunu yaşama fırsatı sunar.

Bizden önceki kuşaklar bu hayallerini bitli trenlerde, tam bir belirsizlik içinde gerçekleştirirlermiş; ama bugün her şey onların dönemine göre çok daha kolay. “Interrail global pass” olarak isimlendirilen bir tren bileti mevcut. Sadece belli bir bölgede geçerli olanlar, kullanımı sınırlı olanlar, kullanımı sınırsız süresi sınırlı olanlar gibi çeşitleri var bu biletin. Hangisini seçmeniz gerektiği konusunda kafanız karıştığında, danışmanlık yapan aracı şirketlere başvurup yardım almanız da mümkün. Benim aldığım bilet, 22 gün boyunca tüm Avrupa’da sınırsız olarak geçerli.
Her şeyi planlamanın sürprizleri ve keyfiyeti engellediğini düşündüğümden, rota çizme veya araştırma yapma gibi bir çabaya girmedim. Kocaman bir sırt çantası ve rahat ama kötü görünümlü sandaletlerle gezip sokaklarda uyumak da bana göre değildi. O yüzden kendime özgü bir interrail tarzı yarattım, seyahatimin adını da “Topuklar üzerinde trenle Avrupa turu” koydum.
Gerçek interrailciler gibi tanımadığım insanlarla bir odayı paylaşacağım hostellerde konaklayacağım, başlangıç hariç tüm yolculuklarımı trenle yapacağım; ama rahatlığı sebebiyle interrailcilerin gözdesi olmuş ‘crocs’ları ayağıma geçirmeyi redderek, topuklu pek şık ayakkabılarımı giyecek ve süslenmekten vazgeçmeyeceğim.
Başlangıç hariç trenle seyahat edeceğim diyorum; çünkü Orta Avrupa’ya kadar olan ulaşımı oldukça uzun bir feribot yolculuğu ile yapacak kadar sabırlı biri değilim. Derhal keşfetmeye başlamak istiyorum. O yüzden de arkadaşlarımla buluşacağım ilk durak olan Amsterdam’a uçakla gitmeyi tercih ettim.
Seyahat tarihim göz önünde tutulduğunda gelmiş geçmiş en küçük valizimi hazırlamış olmaktan gururluyum. Yanımda birkaç saat önce tanışıp, i-pod’una sulandığım genç bir adam var, onun seçtiği şarkıları dinleyip şarabımı yudumluyorum. Hippilerin örnek alındığı bir tren turu başlangıcına hiç benzemediğinin gayet de farkında olarak, bir de utanmadan kadehimi hippilerin şerefine kaldırıyorum.

Başlasın interrail macerası!





Share/Bookmark

5 yorum:

Aslısın dedi ki...

İçim gitti, ne olur devam et yazmaya bu seyahatlerini.

Eylül, dedi ki...

ah o hayal benim de hayalim.. bu yaz umarım gerçekleştirebilirim.. merakla bekliyorum günlüğün devamını sevgiler...

zillosh dedi ki...

@ aslı: gelicek gelicek bundan sonra her pazar, seyahatlerimde düşündüklerimden / gördüklerimden / yiyip, içtiklerimden / yaşadıklarımdan post.lar : )))

@ eyLüL: ben de umarım ki gerçekleştirirsin, interrail bambaşka bir şey, herkesin yapması gerekenlerden. Ben de bu sene interfly'a niyetliyim bakaLım ,)

Sanart Madamı dedi ki...

Merhabalar,

Önümüzdeki yaz için interrail düşünüyorum ama size ne kadara mal olduğunu merak ediyorum. Tabiki çok da lüx olmayan, aşıraya kaçan harcamalar yapmayan bir interrail için?

zillosh dedi ki...

merhabalar,

bu tamamen tatilde neler yapmayı planladığınuza bağlı. ben alışverişler hariç toplamda 1000 euro harcadım + interrail bileti + vize masrafları. ama hiç bir şeyimden kısmadım, kokoş clublara da gidildi, güzel restoranlarda o ülkenin geleneksel lezzetleri de tadıldı, çok uzun mesafelerde tren yerine uçak kullanıldı falan filan. daha tutumlu bir arkadaşımız bizimle aynı yolculuğu 500 euro'ya tamamladı.

en çok parayı konaklama ve müze girişleri yiyor. yiyecek ve alkol oldukça makul. konaklamanızı önceden ucuza ayarlamanızı şiddetle tavsiye ederim .)

Pinterest'im

Instagram'ım