27 Ocak 2014

Aşıklar Diyarı Maşukiye ve Karsız Kartepe

Bir topluluğa ve gruba ait olmayı hem çok seviyorum, hem de bundan sıkılıyorum.
Kulağa ironik geldiğinin farkındayım; ama öyle...

Bir derneğe üye olup, o dernekte aktif faaliyet gösteren, o dernek çatısı altında güzel organizasyonlar kotaran ve diğer bütün üyeleri tanıyan insanlara oldum olası hep imrenmişimdir.Bu yüzden ne zaman birisi benim karşıma geçse, gerçekten ilgimi çeken güzel bir proje veya dernekten bahsetse ve benim gezmeye, plan yapmaya ve tanıtıma meyilli kişiliğimin bu işe katkıda bulunabileceğine inandığını söylese, hemen atlarım.

Gelgelelim üye olduğum her toplulukta bir süre sonra aslında yapılanların, çok da bir anlamı olmadığını, sırf bir şeyler yapmış olmak için yapıldığını, aynı insanların, aynı muhabbetleri yapmak için bir araya gelmekten keyif aldığını gözlemlerim, şevkim kaçar ve umduğum kadar aktif olamam.

Yine de bir parçası olduklarımın hep çok faydasını görmüşümdür. Üniversite öğrenciliğimde üyesi olduğum AEGEE'nin yaz okulları mesela, muhteşem bir deneyimdi. (Bu satırları okuyan üniversite öğrencileri varsa, şiddetle tavsiye ediyorum, İspanyol sahillerinde sörf öğrenmek gibi şahane yaz okulları var ve çok ekonomik.) Daha sonra ESN bünyesinde Annual General Meeting'in organizasyon komitesinde çalıştığım dönemler, çok renkli çok harika insanlarla tanışmama vesile oldu. Yakın zamanda üyesi olduğum Adanalılar Kültür ve Dayanışma Derneği'nin katıldığım etkinliği süper matak geçti.


Mesleğimi icra etmek için üyesi olmak zorunda olduğum baronun henüz hiçbir etkinliğine katılmamış olmam bir eksiklikti. Bu yüzden Mr. Feelgood ile bu haftasonu baronun yeni kurulan gezi kulubünün etkinliğine katılımcı olduk.

Sabah erkenden yola çıktık ve ilk durağımız  "aşıklar diyarı" anlamına gelen Maşukiye oldu. Kahvaltımızı Çamlı Konak'ta yaptık, gözümüz de karnımız da doydu.




Programımızda orta zorluk seviyesinde bir trekking yapılacağı yazıyordu. Daha önce rehber kitabımızda "kolay" olarak tanımlanmış bir Gelidonya Trekking maceramız vardı ki bizim açımızdan hiç de kolay olmamıştı. Bu yüzden "orta" derecedeki bir trekking karşısında heyecanlıydık.

Orta zorluk derecesinde trekking olarak adlandırdıkları şeyin, düz yolda yokuş aşağı on dakika yürümek olduğunu anladığımızda önce "Şaka mı bu!" dedik. Sonra da hemen gruptan ayrıldık, kendi başımıza dağlara bayırlara tırmandık, köylülerin arasına karıştık, fotoğraflar çektik, yeşile doyduk.












Bir de Oskar isimli hayatımda şimdiye kadar gördüğüm en tatlı köpekle tanıştık.


Sonra Kartepe'ye gittik, Kartepe'de ocak ayının sonunda olmamıza rağmen kar yoktu. Yani hiç yoktu diyemem; ama inanılamayacak kadar azdı. Bu yüzden teleferiği turistik gezi aracı olarak kullandık, Geyik Tepesi'ne kadar çıktık, tepeden aşağı kayılması imkansız olan karsız pistleri izledik.




Ankara havası çılgınlığı Kartepe'nin her yerindeydi. Sıcak şaraplarımızı yudumlayıp ısınırken, karların üzerinde çılgınlar gibi Ankara havası eşliğinde dans eden insanları izledik. Şu anda Kartepe'deki spor kaymak değil, Ankara havalarında göbek atmak. :)



Sapanca'ya kadar gelmişken kiremitte alabalık yememek olmazdı, Gönül Sofrası'nda karnımızı doyurduktan sonra - çok açtık, fotoğraf çekmeyi bile unuttum-, Sakarya Gölü dolaylarında sahlep içerek gezimizi de haftasonunu da sonlandırdık.


İstanbul'dan şöyle bir uzaklaşmak, biraz yeşilliğe doymak isterseniz, şelaleri ve yemyeşil alanları ile Maşukiye güzel ve yakın bir seçenek olarak aklınızın bir kenarında bulunsun.

Gezgin kalın!

5 yorum:

Keşke Gerçek Olsa dedi ki...

Keyifli bir kaçamak olmuş bence , kar da olsa tadından yenmezmiş gerçekten.

Ben her sene Sapanca'ya gidiyorum fakat çevrelerini gezmemiştim hiç , merak ettim şimdi

Abuk Kraker dedi ki...

Bu geziyi benim liseden arkadaşım olan Av. Mesut Kavak organize etti, hatta Facebook'ta fotoğraflarını görmüştüm yazıdan önce. Ne hoş bir şekilde karşılaşmak :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

En sevdiğim yerlerdendir... Eşimle beraber haftasonu kaçamağı yaptığımız, akşam eve dönüşte ise oksijen çarpması sonucunda vücudumuzun kimyasını bozan yerdir :))

E.Sezen Türker dedi ki...

Keşke Gerçek Olsa,

Sapanca güzel, şahane bir kafa dinleme kaçışı. Bence bir dahaki sefere Maşukiye'de bir kahvaltı yapmalısın :))

Abuk Kraker,

Aaaa, gerçekten ne güzel bir tesadüf. Güzel bir kulup yapmışlar, umarım acemilikler atılarak daha güzel organizasyonlar yapılmasına da vesile olurlar :)

Kızlı Erkekli Kedili,
Ah bence de en güzeli eşle sevgiliyle gitmek böyle huzurlu dingin yerlere... Hahaha, aynen daha dönemeden erkenden sızdık kaldık, bünye alışkın değil bu kadar oksijene! :)

minik dedi ki...

gittim maşukiye'ye çok güzel ve dinlendirici bir yer,oradan da sapanca'ya geçtim,göl kenarı mükemmel,sizinki de keyifli bir gezi olmuş :)

sevgiler

Pinterest'im

Instagram'ım