09 Nisan 2014

Türkiye'de hayat kolaylaştırma reçetesi: twitter ve türban

Türkiye'de herkes,  karşısına çıkacak aksilikler ile mücadele etmeye hazır bir halde yaşama alışkanlığı kazanıyor, çünkü sürekli bir aksilik çıkıyor.  Kanunla kağıt üzerinde kadını, tüketiciyi, işçiyi korumak üzere onlarca düzenleme yapılsa da, yaptırımın azlığı ile hakkı elde etmek için geçecek hukuki sürecin uzunluğu, haksızlığa uğrayana bela okutup konuyu kapattırıyor.


Ben avukat sıfatına sahip olarak çoğu zaman nispeten avantajlı bir konumda olduğumu söyleyebilirim. Blogda yazdığım yazıları çeşitli yerlerde izin almadan ve kaynak göstermeden kullananlardan tahsil ettiğim telif ücretlerim, iptal ettiği turun bedel iadesini yapmadığı gibi, telefonlarda da yetkiliyi bağlamayan tur acentasına icra takibi başlatarak faiz ve vekalet ücreti ile paramı fazlasıyla iade almışlığım var. Bu benim hassas karnım; harcadığım dünya kadar paraya "keyfi yeter" diyip geçerim, ama haksız bir biçimde benden 5TL çıkmasına tahammülüm yok. 

Yine de oldukça komik durumların içinde bulduğum oluyor kendimi. 
Son bir kaç haftada öğrendiğim şu: Türkiye'de twitter ve türbanınız varsa, hayat daha kolay!

Kulağa saçma geliyor biliyorum, buyurun öncelikle twitter hikayem ile başlayayım:


Adını vermeyeceğim, ama muhtemelen hangi şirket olduğunu şıp diye anlayacağınız büyük bir havayolundan İstanbul- New York gidiş dönüş iki tane bilet almıştım. Kardeşime ve bana... O gidiş biletini kullanmayıp, sadece dönüş uçuşunu yapacaktı. İade edilemez bilet olduğu için, gidiş biletini iade almayacaklarını biliyorduk, o bileti yakmayı göze almıştık, yalnızca dönüşü uçacaktı.

Şirket bana bileti satarken kesinlikle bana bildirmediği bir kural koydu önüme: Gidiş uçuşunuzu uçmazsanız, dönüş biletiniz iptal edilir. Hayatımda daha önce hiç duymadığım bu kuralı da "sıralı uçuş kuralı" olarak adlandırıyorlardı. Aradım, taradım, "sıralı uçuş" kuralı olarak yalnızca aktarmalı uçuşlara ilişkin bilgi bulabildim. Aktarmalı satın alınan uçuşlarda arada bir uçuşu kaçırınca ikinci uçuşu yapamıyordunuz ki, mantıklıydı. Ama gidiş- dönüş bilette gidişi uçmazsan, dönüşün iptal olması hayatımda duyduğum en mantık dışı şeydi.

Kaldı ki, tüketiciyi bilgilendirme yükümlülüğü gereğince, benim biletime uygulanacak her türlü kural ve kısıtlamanın bana bildirilmesi gerekiyordu. Böyle bir bildirim yapılmamıştı. Avukat sıfatımı kullanıp, kanuni dayanaklar göstererek yaptığım bütün görüşme ve yazışmalarda: "Internet yerine telefondan alsaydınız size bu bilgi verilirdi." ve "Bu uluslararası kural, siz bilmekle yükümlüsünüz." gibi hukuk ve mantık dışı cevaplar aldım.


En son bir sinir krizi anımda twitter'a içimi döktüm. "Anlayışınız için teşekkür ederiz, lütfen şikayet formu doldurun." diye cevapladı şirket. Anlayışlı filan olmadığımı, o formdan da altı tane doldurduğumu belirttim. Cevaplar, retweetler filan derken ne oldu biliyor musunuz; Avukat Sezen'e "Üzgünüz, kurallar böyle yapacak hiçbir şey yok"diyen şirket, zillosh twitter kullanıcısını aradı, işlemini satış ofisinden halledebileceğini söyledi. Üç gün kanun, dayanak, mantık ile uğraşarak alamadığım sonucu, yarım günde saldırgan tweetler atarak aldım.

Sonuç olarak avukat Sezen'in iptal edilemez bileti, söz konusu twitter kulanıcısı zillosh olunca iptal edildi ve ek ücret alınmaksızın tek yön bilete çevrildi. Şirkete teşekkür ederim ki, neticede beni çözümsüz bırakmadı; ama asıl ironik olan avukat Sezen hiçbir sonuç elde edemezken, takipçi sayısı ortalamanın biraz üstünde olan zillosh harikalar yarattı. Komik ama gerçek: bazen twitter kanundan güçlü ve pratik. 


Gelelim türbana... Türbanın sadece saçları değil, bütün bir gündemi kapatabildiği bir ülkede yaşadığımız malum. Türbanın ne kadar özgürlük verdiğini de bir akşam trafikte test ettik.

Benim hukuk fakültesinde öğrendiğim en temel şeylerden biri: Eşitlik ilkesidir. Eşitlik dediğimiz şey, pek çoklarının yanlış anladığı üzere herkese koşulsuz eşit davranmak anlamına gelmez; eşit koşullarda olanlara aynı şekilde davranmak biçiminde uygulanması ideal olandır. Örneğin trafik çevirmesi mi var, direksiyon başında olan herkesin kontrol edilmesi gerekir. 

Oysa ki bizim ülkemizde işler biraz değişik işliyor. 
Benim daha önce bir düğünden çıkmış, şıkır şıkır elbiselerle ve güzel bir kafayla kahkahalar atarak takside otururken, polisin "inin arabadan" diyip alkol kontrolü yapmaya kalkmasını deneyimlemişliğim var. Gecenin bir vaktinde, süslü püslü, kafası güzel kızlar olmamız, direksiyon başında olmasak bile, polisin gözünde bizi suçlu yapmıştı çünkü!

Bir gece vakti, alkol çevirmesine kafada türbanla girmeyi deneyin. Biz denedik, hiç bir çevirmede durdurulmadan geçtik gittik. Alkol ile araba kullanmak marifet değil bunu elbette ki savunmuyorum; ama türbanlı olanın her türlü kontrolden muaf tutulması da normal değil. Bu yüzden, türbanlılar da eşit koşullarda her türlü trafik çevirmesinde durdurulup kontrol edilinceye kadar, arabanızda bir türban taşımayı deneyin!

Ayrıca sadece polis bakımından da değil, türban taktığınız anda görünmez oluyorsunuz. İnanılmaz bir özgürlük... Direksiyonda sarışın bir kadın varken, sıkıştıran arabalar, camlardan sarkan adamlar, pis bakışlar tarih oluyor, kimse kafasını çevirip bakmıyor bile, yoksunuz, görünmezsiniz...

Saçmalığın daniskası evet; ama oyunu kurallarına göre uygulayan kazanır.
Siz siz olun, ihtiyacınız olduğunda kullanmak üzere aktif bir twitter hesabını ve bir türbanı yanınızda bulundurun. Başınız boş yere ağrımasın! :)


Türban, twitter ve insanlıktan anlamayana pabuç kadar dilinizle kalın!

5 yorum:

Handan dedi ki...

:))))) cep telefonu şirketlerinin müşteri temsilcilerinin aramasını sağlamanın en hızlı yolu ''allah belanı versin ....'' diye twit atmak. hemen arıyor ve 18 dakika menüleri arasında kaybolduğum ve nihayetinde sinirlenip kapattığım olayı çözüyorlar.

türban bambaşka mevzu ama twitter hakikaten işe yarıyor. onca insanın twiti okumasına dayanamıyorlar

Merve Şanlıtürk Kıyak dedi ki...

Son resimle duygularıma tercüman oldun son noktayı koydun Sezen <3

sebuş dedi ki...

maalesef içler acısı bir durum ama haklı tespitler!! vay memleketim vay:( bu hale getirenler utansın diyecem ama yüz varmı tartışılır..

Deniz evin İrdem dedi ki...

:)) Çok haklısın Sezenn, 'Türban, twitter ve insanlıktan anlamayana pabuç kadar dilinizle kalın!' bayıldımm bu iyi dileğine! :))

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Kendime not: Türban alınacak ve arabada tutulacak. Twitter daha aktif kullanılacak. Anlaşıldı :)

Hem çok güzel ve akıcı hem de çok haklı bir yazı olmuş, eline sağlık!

Pinterest'im

Instagram'ım