26 Nisan 2014

wei-ww-wei: hayatla ve evrenle aynı frekansta olmak

Bazı anlarda sebepsiz yere, aslında hiç bir şey olmamışken kendimi çok mutlu, keyifli, tamamlanmış hissederim.

Yüzümde zapt edemediğim bir gülümseme olur. İçim dışarı fışkıracak bir enerjiyle dolar. Kafam güzelmiş gibi, etrafımdaki her şey bana daha parlak, daha renkli görünür. Daha önce milyonlarca kez geçtiğim sokaklarda, daha önce görmediğim detayları görmeye başlarım.

Durup durduk yere. Hiçbir beklenmedik, umulmadık bir şey olmadan... Harika bir havadis filan da almadan. Öylesine... Bir anda. Genellikle de tek başıma, kulağımda sevdiğim müziklerle bir yerden bir yere yürürken... Güneşlenirken... Bir yerde oturmuş kahvemi yudumlarken...

"Hayatım aslında ne kadar güzel." derim. Daha fazla hiçbir şey beklemem. O anda kendimi tamamlanmış, her şeye sahip ve harika hissederim.

Sonra geçer. Gerçek hayatıma dönerim. Planlamaya, istemeye, bir şeyleri kovalamaya başlarım. Yeniden.



Bunun benim bilinçsizce ve çaba harcamadan, kendiliğimden eriştiğim bir meditasyon durumu olduğunu öğrendim. Daha doğrusu "gevşemek" olduğunu...

Son okuduğum Osho kitabıyla.

Kitabı okurken, "ne saçmalık!" ile "vay be!"ler arasında gidip geldim.

Kitabı elimden bırakma aşamasına geldiğim zamanlar oldu; çünkü bu kitap, benim için vazgeçilmez olan iki şeye karşı çıkıyordu: Hedef ve aktivite. 

Benim için hedefsiz bir hayat imkansız. Hem işimde sürekli "şu tarihte şu işi tamamlayacağım." gibi hedeflerim var, hem de ben özel hayatımda da kendime sürekli yıllık, aylık ve günlük hedef listeleri hazırlarım, onları yapınca çok mutlu olurum. Hedeflerim olmasaydı şu anda üniversiteden terk, çöp evde yaşayan, 60 kilo, suratsız, işsiz ve huysuz bir kadın olabilirdim.
Bu kitap ise hedef yönelimli olanlar deli olduğunu, giderek delirdiklerini ve bu deliliği kendilerinin yarattığını iddia ediyor. 

Aynı şekilde aktiviteden vazgeçtiğim bir hayat da düşünemiyorum. Sürekli bir yerlerden bir yerlere koşarım. İşten eve, evden işe bir hayat yaşamak benim kabusum. Aktivite meraklısı olmasam muhtemelen her günüm bir diğerinin tıpkısının aynısı olur, bu blogu bile yazıyor olmazdım. Bu kitap ise aktivitenin de bir uyuşturucu olduğunu ileri sürüyor. Aktivite içindeyken kendini unuttuğunu, o yüzden sürekli aktif olma ihtiyacında olduğumuzu; bir şey ya da başka bir şey yaptığımızı, ancak hiçbir zaman bir şey yapmama durumuna gelemediğimizi...

İçeriğine bu kadar karşı olsam da, "Gevşeme kitabı okumuş da gevşemiş tek bir insan görmedim. Gevşemek bir yokluktur, aktivite yokluğu. O yüzden Himayalara taşınmanın bir gereği yok." gibi cümleleriyle, alıştığımız kişisel gelişim kitaplarından farklı olduğu için okumaya devam ettim.




Okudukça da hak verdim. Ben deniz kıyısında güneşlenirken, seyahatteyken bambaşka bir insan oluyorum. Enerji doluyorum, güzelleşiyorum, ışık saçıyorum, tamamlanıyorum. Düşününce, o anlar benim bir hedefimin olmadığı, hayatımı, yapmam gerekenleri unuttuğum, tam bir gevşeme halinde olduğum anlar. 

"Gevşemek nedir? Enerjinin hiçbir yere hareket etmeme durumudur. Ne geleceğe ne geçmişe. Seninle birlikte o andadır. Kendi enerjinin oluşturduğu bu dingin havuzun sıcaklığı seni sarar. O an her şeydir. Başka hiçbir an yoktur. İşte o zaman gevşemiş olursun. Sıradan şeyler güzel oldukları için keyif vermeye başlar. Aslında hiçbir şey sıradan değildir, çünkü o anda her şey olağanüstü olur."

İkna olunca, başa döndüm, kitabı eleştirmeden tekrar, bambaşka bir gözle okudum. Yoğun biçimde çalıştığım ve aktiviteler peşinde koştuğum hayatıma bayılıyorum, bundan vazgeçmek veya tamamen değiştirmeye çalışmak gibi bir niyetim yok. Ama o gevşeme halinin enerjisini ucundan da olsa tanıyorum ve gerçekten muhteşem bir şey. Bu yüzden ben bu kitaptan sonra her günüme gevşeme molaları koymaya başladım. 

Denemesi bedava, yapmanız gereken tek şey, yaptığınızı izlemek. Her ne yapıyorsanız, farkındalıkla yapmak. Sürekli daha gevşek olmaya, birkaç saat sonrasını, bir kaç gün öncesini düşünmemeye çalışmak. Sadece o an yapılan şeye ve o ana odaklanmak. 


Kitaptan sevdiğim cümleler:

Hayatının ölü bir ayine dönülmesine izin verme. Açıklanamayan anlar olmasına izin ver. Bırak bazı şeyler gizemli kalsın. Neden gösteremediğin şeyler olsun. Yüzde yüz akıl sağlığı yerinde bir adam, ölü bir adamdır. 

Zekayı ortaya çıkarabilmek için daha dazla bilgiye değil, daha dazla meditasyona ihtiyacın var.

Yaratıcılığın herhangi bir aktivite ile ilgisi yoktur. Her şey yaratıcı olabilir. Yerleri yaratıcı bir şekilde süpürebilirsin. Yaratıcılık yaptığın aktiviteye senin getirdiğin bir niteliktir. O bir tavırdır. Bir iç yaklaşımdır. Senin bakışındır.

Yaratıcı ol. Yaptığının ne olduğu konusunda endişe etme. İnsan çok şey yapma zorundadır. Ama her şeyi yaratıcı şekilde yap. O zaman işin ibadet olur. O zaman ne yaparsan yap dua olur.

Dünyadaki uyuşturucu salgını ancak tek bir şekilde önlenebilir: Bu da meditasyondur.

Doğal mükemmeldir. Çaba ise mükemmel değildir, o yüzden ne zaman bir şeyi aşırı yapıyorsan, onu yok ediyorsun.

Bütün tutarsızlıklarla her anını geçmişi referans almadan yaşa. O anı, o anın içeriğinde yaşa. O zaman ne yaparsan yap kendine özgü bir güzelliği olacaktır.

Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. Anlamın keşfedilmesi değil, yaratılması gerekir.

Bir sonuçla başlama. Aksi takdirde başlangıçta yanlış yapmış olursun. Yargısız arayışa gir.

Sadece bir iş adamı olma. Mümkün olduğunca çok şey olmays çalış. Kağıt oyna, keman çal, şarkı söyle, fotoğraf çek, hayatta mümkün olduğunca çok şey bul. O zaman zenginliğe sahip olursun. Anlam zenginliğin yan ürünüdür.

Osho, Yeni Bir Yaşam Biçimini Kavramak, Yaratıcılık, Ganj Yayınevi, 196 sayfa

Dip Not: Yazıdaki görseller, huzurla dolduğum Santorini'den "funky buddha" pozlarımdı.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

60 kilo yerine 100 kilo yazsan daha iyi olurmuş:))

E.Sezen Türker dedi ki...

Sevgili Adsız,

Benim boyumda ve önce yanak ile popodan kilo alma potansiyelimle 60, oldukca 100 gotunumlu olabilir :))

meliq dedi ki...

"sadece bir iş adamı olma.." ya bayıldım:) Evet aynen öyle, insan ne kadar çok yönlü olursa o kadar mutlu, dünyayla o kadar barışık değil mi?

Aktivitesiz kalma kısmına ben de hiiiç ama hiç gelemeyecek olsam da, bir kısmı denemeye değer sanırım:) Sevgiler!

Pinterest'im

Instagram'ım