16 Ağustos 2014

Önümüzdeki 30 günün konsepti: Eve Dönüş

Kişisel gelişim kitapları ile dalga geçmek, onları saçma bulmak ve kitapçıda o raflarda takılanları küçümsemek gibi yaygın bir kabul var, biliyorum. Buna rağmen, ben o kitapları sevenlerdenim. 

Elbette ki bir kitap okuyunca hayatımız değişmiyor, elbette içinde yazan her şey olağan üstü bilgiler olmuyor; ama ben bu tip kitapları okuduğum zaman, hayatım hakkında daha fazla düşünmeye başlıyorum, kendimi sorguluyorum ve her kitaptan öyle ya da böyle ilham alıyorum. 

"Bekar Metropol Kadınına Küçük Evde Yaşama Rehberi - 1: Mutfak " yazısında bahsetmiştim, "En iyi öğretirken öğrenilir" mantığından yola çıkarak, düzenli ve şık bir eve sahip olmak hakkında yazılar yazmayı planladığımdan ve yazarken öğreneceğimi umduğumdan... 

Bunun için de bana ilham vereceğini ve yol göstereceğine inanarak bir kitap aldım: Gretchen Rubin tarafından yazılan Mutluluk Projesi - Ev.



Gretchen Robin, bir yıl boyunca hayatında değiştirmek istediği şeylerin bir listesini yapıyor ve bu doğrultuda yapması gerekenlerden yola çıkarak her ay belli konu veya konular için çaba harcıyor, yaşadıklarını da kayıt altına alıyor. 

Kitabı okumaya başladığım zaman büyük hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Kitap, konu ile alakasız pek çok detay verilerek şişirilmiş ve yazarın pek çok kararı başkasına yol gösteremeyecek kadar kişisel. 

Üstelik de yazar karakter olarak,  mutsuzluğa mahkum olduğunu düşündüğüm ve kesinlikle benzemek istemediğim bir kadın. Kızıyla yapacağı planlarda bile "Çarşamba gününün en verimli saatlerinden vazgeçmek benim için kolay olmayacaktı, çünkü ben her zaman çalışmak isterim." diyor. Çalışmak dediği de, işte bu mutluluk projesi hakkında yaşadıklarını kayıt altına almak. Mutluluk projesi hakkında çalışmak için, kızıyla geçireceği zamanın hesabını yapan bir anne bana çok ironik ve çaresiz geldi. 

"Bir çift olarak çok çalışır ve fazla aylaklık etmeyiz. Neredeyse hiç içki tüketmeyiz. Bilgisayar başında uzun zaman geçiririz. Çok fazla tatil yapmayız. Çevremizden ender olarak uzaklaşır ve rutinlerimizi değiştirmeyiz." biçiminde tarif ettiği evliliği ise, benim hayatım boyunca fobik bir biçimde korktuğum tek düze, gelişmeye ve keşfetmeye kapalı evliliklerden biri.

Bütün bunlara rağmen kitabı sonuna kadar okudum. Her ne kadar yazara sempati duymasam ve üslubunu beğenmesem de, üzerinde uzun süre çalışılmış ve konu hakkında çok fazla kaynak taranarak hazırlanmış bir kitap. Bu nedenle de, pek çok laf kalabalığının arasından cımbızla çekme zahmeti yaratsa da, ben güzel yol göstericiler buldum kendime.

Elbette ki, kendimden yola çıkarak, benim işime yarayanları seçtim, ama inanıyorum ki aralarında mutlaka siz de işinize yarar bir şeyler bulabilirsiniz.




1) Her şeyi aynı anda yapamazsın, bölerek ilerle.

Ben sürekli yapmak istediği şeyler hakkında listeler oluşturanlardanım. Listemde para biriktirmekten, motor kullanmayı öğrenmeye; yüksek lisans tezimi hazırlamaktan, evde düzenli olarak yemek pişirmeye kadar her şey var.  Bir kere daha çok net biçimde anladım ki, hepsine aynı anda başlamaya heveslendiğimde, somut bir ilerleme kaydedemiyorum.  

Kitaptan ilham alarak, her aya bir konsept koymaya karar verdim. Ofisteki iş yoğunluğum değişken olduğu ve sürekli yeni bir şeylere merak salan bir yapıda olduğum için, oturup da bir senemi planlamam mümkün değil. Bu yüzden, her ay, o zamanki ihtiyaç ve keyfime göre konsepti belirlemek, benim karakterime de yaşam tempoma da daha uygun.

Önümdeki otuz günün konseptini ev olarak belirledim. Uzun zamandır, sürekli bir yerlerden bir yerlere koştuğum için evle hiç ilgilenmemiştim. Fark ettim ki, düzenlemem, atmam, almam, değiştirmem ve arşivlemem gereken pek çok şey var. Önümüzdeki otuz gün evde iş başındayım! :) Hedefim hem sakin bir kaçış noktası olacak, hem de bana enerji ve keyif verecek bir ortam yaratmak. 

İlhamım da Samuel Johnson'ın "Evde mutlu olmak, tüm tutkuların en üst düzey sonucu, her girişim ve çabanın yönelme eğiliminde olduğu sondur." sözü.




2) Her şey olabildiğince basitleştirilmelidir, ama olabildiğinden daha basit de olmamalıdır.

Bunu Einstein söylemiş. Pekala ev için de geçerli. Dolapların içi sıkış tıkış işe yaramayan bir sürü eşya ile dolu, gereğinden fazla mobilya ile sıkış tıkış doldurulmuş, dağınık ve kalabalık bir yaşam ortamının konforlu olamayacağı bir gerçek. 

Ama tapınakta yaşayan Budistler de değiliz. İlgi duyduğumuz, peşine düştüğümüz, topladığımız şeyler var. Bunu abarttığımız zaman, biriktirdiklerimiz zaman, mekan ve enerji tüketiyor. Ama sırf lazım olursa diye tutulan gereksizler elenir ve geriye kalan parçalar, güzel yerleştirilirse dekoratif de olabilir, eve karakter de katabilir.

Kitaptan bir alıntıyla, "Daha fazlasıyla ya da daha azıyla mutlu olabileceğimizi öne sürmek, her kitabın 100 sayfa uzunluğunda olması gerektiğini iddia etmek gibidir.  Basit ve sade tut eğilimi, fazla genişlettiğim takdirde beni yoksullaştıracaktı."




3) Faydalı rutinler geliştir.

Kitaptan bir alıntıyla: "Yenilik ve rekabetin mutluluk getirdiği doğrudur ve yaşamlarındaki rutin eğilimleri yenen, yeni şeyler deneyen, yeni yerlere giden insanların mutlu olduğuna da sık sık rastlanır. Ama rutin olgular da mutluluk getirebilir insana."  

Andy Warhol da aynı doğrultuda şöyle demiş, "Ya tek bir kez, ya her gün. Bir gün heyecan verici bir şey yapar ve bunu her gün yapmaya devam ederseniz heyecan verici olarak kalacaktır. Ama aynı şeyi iki kez ya da rastgele günlerde yaparsanız öyle olmadığını görürsünüz."




4) Keşif günleri yap.

Yazarın, kızıyla yaptığı keşif günleri fikrini çok sevdim. Her hafta aynı gün, aynı saatte birlikte şehirde keşiflere çıkıyorlar. Gidilecek istikameti bir hafta anne, bir hafta kızı seçiyor. Bence nitelikli zaman geçirmek ve ilişkiyi güçlendirmek için harika ve keyifli bir yöntem. 

Çocuğum yok, ama aynısını yogitam ile yapmaya karar verdik. Her hafta bir keşif günümüz olacak, planlar bir hafta benden, bir hafta ondan...


5) İlgini çekmiyorsa iyi iş çıkaramazsın.

Yazarın babası, avukatmış. Meslektaş olmamızın yanı sıra, sayısız iş dünyası organizasyonuna, siyasi ve toplumsal aktiviteye katılıp, avukatlığın eğlenceli görünmesini sağlayan bir kariyer yapmış olması da oldukça ilgimi çekti. Onun da öğütlerinden birine bayıldım:

"Onlara yapmaları gerektiğini düşündükleri işlerle uğraşmalarını öğütlerim. Bir şeyle senin ilgini çektiği için uğraşmalısın. İlgini çekmiyorsa iyi iş çıkaramazsın, o şeye gerektiği kadar asılamazsın." 




6) Para mutluluğu satın alamaz; ama akıllıca harcandığı zaman mutlu bir yaşama çok ciddi katkıda bulunur. 

Para ile ilişkimi özetleyen bir cümle. Bazen çok iyi paralar kazanan; ama  kendisine hiç yatırım yapmayan insanlarla karşılaşıyorum. Bazen de tam tersi ortalama bir maaş ile oldukça zengin hayatlar sürenlerle...

Tabii ki para harcamanın doğrusu şudur denilebilecek, herkes için geçerli bir yöntem yok. Ama mutlu ve keyifli bir hayata hizmet etmediği sürece ne kadar fazla olduğunun da bir anlamı olmuyor.

7) Temiz alanlar temiz kalır, pis alanlar daha fazla pislenmeye meyilli olur. 

Bu cümleyle de, evimde bazı yerler hiç dağılmazken, bazı yerlerin bir türlü toplanamamasının sırrını çözdüm. Gerçekten insan, düzenli tertipli bir yeri dağıtmaya kıyamıyor ve ıvır zıvırlarını hep aynı dağınık çekmeceye, rafa vs. atıyor. Dolayısıyla her yer tertipli olmadıkça, tamamen düzenli bir eve kavuşmam mümkün olmayacak.

Bir de kitabı okurken, bir ilham daha aldım. Yazar, bir okuma kulübü kurmuş. Her ay belli kitaplar seçiyorlar, herkes okuyor, sonra bir araya gelip o kitaplardan bahsediyorlar. Bir Mushaboom kulup mu kursam dedim.  İlla ki kitap olması şart değil, pratik parti tarifleri olur, eye liner çekmek olur, yeni bir cafeyi hayırlamak olur... Her ay bir gün, bir sürü kadın toplansak, bir yerlerde oturup kahve içsek, keşiflerimizi ve hayat tüyolarımızı paylaşsak, keyifli birkaç saat geçirsek fena mı olur? :)

En harikasından bir haftasonu olsun! 

14 yorum:

HuysuzKuzu dedi ki...

süper olur, şahane olur :)

TUĞBA'NIN DÜNYASI dedi ki...

Merhaba;
Güzel ve faydalı bir yazı olmuş..Ben de kendi adıma bazı çıkarımlar yaptım ve ufak notlar aldım. Keşif günü fikrine bende bayıldım. Burada yapmak pek kolay olmaz ama elimden geldiğince hayata geçirmeye çalışacağım. Tertip düzen konusunda harika bir noktaya değinilmiş, gerçekten ben de öyle olduğunu düşünüyorum. Para hususunda da genel kanımız çok para çok güzel bir hayat olarak kısıtlanıyor ama sana katılıyorum az paralarla kendilerine güzel yaşamlar kuran pek çok insan gördüm okudum duydum. En çok üzerinde durduğum şeyse evdeki o delilik halleri, her şeyi kenara koyma, saklama, milattan önceki gereksiz eşyaları ısrarla atmama durumları. Biz evimizi henüz yeni kuruyoruz ama şu haldeyken bile bir düzen kurmaya çabalıyorum. Aklımızda o düzeni kurabilirsek gerçekleştirmesi de kolay oluyor. Umarım ilerleyen zamanlarda da şimdiki düzenli hali devam ettirebiliriz.
Bu buluşma günü fikri de harikaymış, her ne kadar ben buradan katılamayacak da olsam, harika zamanlar olacağına inancım büyük. Umarım hemen başlar, uzunca bir süreçte devam eder ve belki bir gün ben de dahil olabilirim.
Sevgiler

TUĞBA'NIN DÜNYASI dedi ki...

Merhaba;
Güzel ve faydalı bir yazı olmuş..Ben de kendi adıma bazı çıkarımlar yaptım ve ufak notlar aldım. Keşif günü fikrine bende bayıldım. Burada yapmak pek kolay olmaz ama elimden geldiğince hayata geçirmeye çalışacağım. Tertip düzen konusunda harika bir noktaya değinilmiş, gerçekten ben de öyle olduğunu düşünüyorum. Para hususunda da genel kanımız çok para çok güzel bir hayat olarak kısıtlanıyor ama sana katılıyorum az paralarla kendilerine güzel yaşamlar kuran pek çok insan gördüm okudum duydum. En çok üzerinde durduğum şeyse evdeki o delilik halleri, her şeyi kenara koyma, saklama, milattan önceki gereksiz eşyaları ısrarla atmama durumları. Biz evimizi henüz yeni kuruyoruz ama şu haldeyken bile bir düzen kurmaya çabalıyorum. Aklımızda o düzeni kurabilirsek gerçekleştirmesi de kolay oluyor. Umarım ilerleyen zamanlarda da şimdiki düzenli hali devam ettirebiliriz.
Bu buluşma günü fikri de harikaymış, her ne kadar ben buradan katılamayacak da olsam, harika zamanlar olacağına inancım büyük. Umarım hemen başlar, uzunca bir süreçte devam eder ve belki bir gün ben de dahil olabilirim.
Sevgiler

Adsız dedi ki...

Bu yazı gerçek bir ilham kaynağı olmuş ayrıca son fikir şahane
Nuray

Leyla Seymen dedi ki...

Bence herkesin bir zevki var ve insanların okuduğu ve ya ilgisini çeken kitaplarla dalga geçmek son derece kötü bir hareket.Bu senin zevkin ve kimse bununla dalga geçmemeli bence.Ve hatta bu aya göre kombinleme bence çok güzel bir fikir,ben de ablamla birlikte uygumalamayı düşünüyorum. :) Çok güzel bir paylaşım olmuş canım ellerine sağlık. :)

http://seymenleyla.blogspot.com/

Bir bakarsan sevinirim. :)

Handan dedi ki...

buluşalım. hatta ilkini astoria sultan kahve de yapalım, diye hemen bir adım daha atıyorum. birer kahve içip sohbet edelim.

S dedi ki...

Sevgili Sezen,

Bütün bunların yanında bir de süreklilik durumu var bence. Yazını okurken hep onu düşündüm. Bunların hepsi çok güzel yol göstericiler, ancak hepsinin sürekli olması gerek.

Ben sanırım bu sıralar, süreklilik konusunda biraz sıkıntı yaşıyorum. Aldığım kararları bir süre uyguluyor, ancak sonra onları rafa kaldırıyorum. Önce bundan vazgecmem gerek :)

Ama yine de, gerçekten ilham verici bir yazı olmuş.

İstanbul'dan sevgiler,
Sevgican

E.Sezen Türker dedi ki...

Heeey,

Ne güzel yorumlar bunlar, hepinize çok teşekkür ederim!

Huysuz Kuzu,
O zaman seni katılımcılardan biri sayıyor, konsept konusunda beyin fırtınası yardımını bekliyorum!

Tuğbacım,

Yeni kurulan düzenler her zaman var olanı düzene sokmaya çalışmaktan daha keyifli bence. Oturtabilirsen, işe yarar taktiklerini bekliyorum :)

Nuray,

Çok teşekkür ederim :)) O son fikir konusunda da desteğe ve fikirlere ihtiyacım olacak!

Leyla,

En kısa zamanda geliyorum, blogsal iade-i ziyarete! :)

Handancım,

Orası neresi bilmiyorum, ama koordine olalım yapalım! Hatta belki ilk buluşma konsepti kahve eşliği beyin fırtınası bile olabilir ;)

Sevgicanım,

Ah süreklilik bence çok zor bir şey. Ama bir yandan da yokluğu güzel, süreklilik yerine sürekli yeni şeylerimiz var :)

Handan dedi ki...

astoria da sezen; terasta si,gara içenler için de uygun

SerapG. dedi ki...

Kızlaarr bensiz gidemezsiniz bir yere :)) madem birbirimizi takip ediyoruz e bi de yakından görelim öyleyse.. asıl fikir çarpışmasını yapalım. sevgiler

Handan dedi ki...

kızlar merhaba; cuma akşamı 6 dan ya da 7den sonra astroia sultan kahve de buluşma fikrine ne diyorsunuz? hepiniz istanbulda mısınız?
şimdi ben bu yazıdan yorum takip etmem zor olacak ama benim bloga da ne düşündüğününü evet mi hayır mı fikrinizi yazın dersem zor olmaz değil mi sizler için.
hadi bakalım pamuk eller klavyeye
23 ağustos cuma akşamı blogger buluşması/ yer astroia sultan kahve
ben de diyenleri görelim

SerapG. dedi ki...

benden okydr :) planlarıma uydururum. ama handancım 23'ü cmrt.

E.Sezen Türker dedi ki...

Kızlar,

Önümüzdeki hafta içi iş çıkışı bir saatte olmasına karar verdik. :) Detayları paylaşacağım.

Harika bir gün olsun!
Sevgiler

SGO dedi ki...

Sezencim aynı yazarın kendi hayatı ile ilgili ilk kitabı da var. Okumak istersen... Kulüp buluşmaları ni Adana da da yaparsan, Iskenderun dan katilmak isterim...

Pinterest'im

Instagram'ım