03 Nisan 2015

Saraybosna Şehir Merkezi

Saraybosna, yüz ölçümü olarak çok küçük bir şehir olmasa da, şehrin büyük bir kısmı Tito döneminde yapılan toplu konutlar ile savaştan sonra dağ yamaçlarına aralıksız biçimde inşaa edilen müstakil evlerden oluşuyor. Bunların arasında gezinmek konusunda özel bir ilginiz yok ise, iki şey hariç - Tünel Müzesi ile savaş döneminde bütün televizyon yayınlarının yapıldığı bina- turistik olarak ilgi çekici her şey oldukça rahat biçimde yürünebilecek bir alanda toplanmış durumda.

Şehir merkezi olarak anılan, şu anda alışveriş merkezleri, mağazalar, bankalar ve devlet dairelerinin bulunduğu şehir merkezi ile Osmanlı dönemi izlerinden oluşan Baş Çarşı birbirini takip eden ve toplam uzunluğu yaklaşık İstiklal Caddesi kadar olan caddelerin üzerinde konumlanmış. Gezilip görülecek ve tadılacak çok şey olmakla birlikte, kapladığı alan küçük olduğundan, ayağınızda rahat ayakkabılar olduğu sürece, çok da yorulmadan ve zaman açısından paniğe kapılmadan iki gün içinde yürüyerek her yeri gezebilirsiniz. Hatta sıkı keşifçiler için sabahtan akşama bir gün dahi yeterli olacaktır.

Şehir merkezi ile eski şehir merkezi arasında net bir sınır olmamakla birlikte, mimari özelliklerini dikkate alırsak, katedralin bulunduğu noktayı şehir merkezinin bittiği ve eski şehir merkezinin başladığı nokta olarak kabul edebiliriz.

Şehir merkezi, Bosna - Hersek'in Avusturya Macaristan egemenliği döneminde kurulmuş olduğu için, mimari açıdan bu tarzı koruyor.







Mağazalar bu bölgede konumlanmış olmakla birlikte, İstanbul'dan giden biri için, bu bölgeden ziyade, eski şehir merkezinde bulunan, el işlerinin satıldığı dükkanlardan alışveriş yapmak daha ilgi çekici olacaktır.



Bu bölgede Viyana Cafe'lerinin tadını çıkartabilir, tarihi binalar ile anıtları gezebilirsiniz. Bu kısımda yapılabilecek şeyler için birkaç tavsiye:


Saraybosna'daki ağaçların çoğu savaş sırasında ısınmak için kesildiğinden, Veliki Park, Saraybosna'nın savaştan sonra ayakta kalan az sayıdaki parkından biri. Bu park, çeşitli protestolara ev sahipliği yaptığı gibi, aynı zamanda 1991- 1995 yılında savaşta ölen çocuklar için yapılan anıt ve mezarı da içeriyor.





Tam karşısında Arap sermayesi ile inşaa edilen kocaman bir alışveriş merkezi var. Yerel halk bundan çok hoşnut değil. Çünkü bu alışveriş merkezinde iki şey yok: Domuz eti ve alkol. "Domuz eti zaten yemiyoruz, varlığı yokluğu bizim için fark etmez; ama biz içmeyi severiz." diye sitem ediyorlar. Diğer yandan bu alışveriş merkezi harika bir atmosfer sağlıyor çünkü dış cephesindeki kocaman ekrandan maç yayını yapıyorlar. Ve akşamları parkın banklarında oturanlar, keyifle ve birlikte maç izliyorlar.



Ferhadija Caddesi'nin başındaki maliye binasının önünde bulunan Sonsuz Ateş (Vjeecna Vatra), 6 Nisan 1945 yılında Saraybosna'nın 2. Dünya Savaşı sırasında verdiği şehitlerin ve kurtuluşun anısına yapılmış. Gerçekten ateş gece gündüz her zaman yanıyor ve sevilen bir buluşma noktası. Sabahın erken saatleri dışında, başı her daim kalabalık.


Merkez bankası, önündeki heykeller ile yine bu caddede bulunan güzel binalardan biri.


Zelna Pijaca Markale, Çetnik saldırıları nedeniyle 1994 ve 1995 yıllarında neredeyse yok edilmiş sebze ve meyve pazarı. Bu saldırılar sonucunda burada 102 kişi hayatını kaybetmiş, 241 kişi de ağır biçimde yaralanmış. Şu anda 07:00 ile 17:00 saatleri arasında açık, sebze ve meyvenin yanı sıra şarküteriler de mevcut.


İsa'nın Yüce Kalbi Katedrali, Fransa'daki Notre Dame'dan esinlenerek, 1889 yılında inşaa edilmiş.Bu Katolik Katedral, Saraybosna'nın çok dinliliği bakımından önemli bir sembol kabul ediliyor.




Bu katedralin etrafında oturup keyifle gelip geçeni izleyerek kahvenizi içebileceğiniz sokaklarda masası bulunan pek çok mekan ve gezebileceğiniz sergiler var.


Şehrin en büyük Ortadoks kilisesi Saborna Crkva ise Katedral'in bir paralel sokağında bulunuyor. 1868 yılında inşaa edilen bu kilise, neo barok ve Bizans karışımı, ilginç bir mimariye sahip.


Bütün bu tarihi binalara göz attıktan sonra, bence hiç de tarihi olmayan ama içindeyken kendinizi o dönemin Avusturya - Macaristan ruhuna ışınlanmış hissedeceğiniz Hotel Europe'a gidin. Otelin altında, çok güzel bir Avusturya kahvesi var.



Burada yerel şarapları tadabilirsiniz. 2011 yılından kalma, Blatina oldukça lezzetliydi. Şehirdeki en şık otelin altında, gösterişli dekorasyonlu, tiril tiril üniformalı garsonlar tarafından servis yapılsa da, fiyatlar şaşırtıcı derecede makul. Üç küçük şişe kırmızı şarap 21KM. Yani Nişantaşı'nda bir kadeh şarap fiyatına. Ayrıca, alışkın olmadığımız biçimde içeride sigara içmek de tamamen serbest.


Siz bu satırları okurken, ben bu sefer de Belgrad sokaklarını arşınlıyor olacağım. Döndüğümde bu kadar tarihi bilgi yeter, diyerek Sarabosna'nın en ilgi çekici kısımlarından ve lezzetlerinden bahsetmeye başlayacağım. Hepinize harika bir haftasonu dilerim.

Keyifle ve keşifle kalın!

1 yorum:

SonikPanik dedi ki...

en çok gitmek istediğim yerlerden biri. yazı çok iyi bir rehber olacak bana :) teşekkürler

Pinterest'im

Instagram'ım