14 Ekim 2015

Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı gururluyuz!

Elimde çılgın doğum günü partimden kalan bir kadeh Rioja, yüzümde muzip bir gülümseme ile bilgisayar başına oturmaya sonunda fırsat bulabildim. Elimde sigara eksik bir tek, onu delicesine özlüyorum -şimdiden-. Doğum günlerinde durup bir geride kalan seneye başlamak adettendir diyerek geride bıraktığım yaşıma Roma'da, keyifli, meraklı ve gezgin bir başlangıç yaparken yazdığım yazıyı okudum önce. Hayatımdan uykusuz geceler ile toplanan valizlerin hiç eksik olmamasını diledim. İçten içe...

Merhaba yeni yaş, yeniden merhaba blog!




Yaklaşık altı aydır ardı ardına seyahatlere çıkmış, İstanbul'da çok az haftasonu geçirmiş ve sevdiğim arkadaşımla bir türlü görüşmeye fırsat bulamamıştım. Bu yüzden  doğum günü bahanesiyle bütün kız arkadaşlarımı bir araya toplamaya karar vermiş,  "Kız kıza mushaboom toplanmalarımızı, kahkahalar eşliğinde upuzun sohbetlerimizi yapmayalı çok oldu. En son toplanmamızdan bu yana, evlenenler, sevgilisinden ayrılanlar, taşınanlar, iş değiştirenler, aşık olanlar, dünyanın öbür ucuna gidip gelenler, depresyona girip çıkanlar, şarhoştum hatırlamıyorumlar, neler neler oldu. 29 yaşımın son akşamı bahane olsun ve aranızda henüz tanışmamış olanlar tanışsın, kadehler tokuşsun, havadisler alınsın verilsin, çalışma hayatına bol küfredilsin, erkeklerin kulakları çınlatılsın diyorum." diyerek bir etkinlik oluşturmuştum. 

Sanıyordum ki, cuma günü iş çıkışı herkes biraz mayışık halde gelir, kadehlerimizi tokuşturarak saatlerce muhabbet ederiz. O yüzden, bir önceki hafta Eminönü'nün yolunu tutmuş, siyah beyaz ve kırmızı renklerde konsept belirleyerek parti eşyaları alışverişini tamamlamış, hafta içi de fırsat buldukça Forever 29 kadehleri yapmış, Baileysli kek pişirmiş, balonları şişirmiştim. 








Partiden bir önceki gece, yogitam ile bu işi bilen birinin yaptığı shotları evde tadarak, başka shotlar deneyerek, kafalarımız güzel olduktan sonra, O'nunla (Bu arada bahsettiğim her adama bir isim takmakta usta olmama rağmen, O hala O, şimdi fark ettim.) San Francisco'daki ilk gecemden sonra ilk defa birlikte dans etmek için Bomonti Babylon'daki GusGus konserine gitmiş, çok çok eğlenmiştim.


Haliyle parti günü, zaten bir önceki geceden kalma haldeydim. Ofisten çıktıktan sonra, eve gelip parti için giyindikten sonra, tam atıştırmalık bir şeyler hazırlamaya başlarken, kapı çaldı ve sevgili Deniz, dolaylı yoldan da olsa tanışmasına vesile olduğum sevdiceğinden evlenme teklifi aldığını açıkladı. Çığlıklar, kahkahalar, hemen doldurulan shot bardakları derken, Ecem'im geldi, elinde tek taşını göstererek, haftaya nişanlanacağını açıkladı mı! 

Hadi shot bardakları yeniden dolsun derken, ardı ardına çalan kapı, açılan şişeler, devrilen bardaklar, atılan kahkahalar, anlatılan havadisler derken, evde gerçeketen harika bir parti oramı oluverdi. Salonumun ortasında durmuş, sevdiğim bu kadar çok insanın orada olmasına mutlulukla bakıyordum. İlkokul arkadaşım da vardı, work&travel macerasıyla tanıdıklarım da, eski ofis arkadaşlarım da vardı, bu yaz Çeşme Aqua havuzda tanıştığım fıstık insanlar da... Ve herkes şarkı söyleyerek deliler gibi dans ediyordu.












Saat 12:00'yi geçince resmen doğum günüm başladığı için bir "iyi ki doğdun" yaptık; ama o an, herkes o kadar güzeldi ve o kadar eğleniyorduk ki doğum günüm gerçekten önemsiz kalmıştı...

Sonrası zaten inanılmazdı. Camlardan bağıran komşular, apartmanın altında doluşan tehditkar adamlar, kapıya dayanan polis ekibi, evi aramak isteyen narkotik!! Gecenin bundan sonrasını net olarak hatırlamıyorum bile. Oldukça geç gelen sevgili Buket'ten aldığım "Sezen, kapıdaki polislerin sizinle bir alakası var mı?" mesajı dışında.

Gecenin sonu Mini Müzikhol'de çılgın dans ederek bitti. Polis arabasıyla eve bırakılanlar olduğunu, bizim bindiğimiz taksicinin "Taksim neresi ben bilmiyorum." dediğini, içeride sızan bir arkadaşımın üstüne kapıyı kilitlediğimi, evde telefonunu unutan arkadaşımın telefonu diye sızan arkadaşımın telefonunu alıp evden çıktığım gibi fantastik detayları ben hep sonradan hatırladım.




Parti bittiğinde, evin her köşesi "Burada bayağı iyi bir parti yapıldı." diye haykırıyordu ve gerçekten çok eğlenmiştik. Kesinlikle uzun zamandır katıldığım en iyi ev partisi benim evimde benim doğum günüm vesilesiyle oldu. Ve işin en güzel tarafı bunun arkasında benim çılgın bir organizasyon yeteneğim filan da yatmıyordu, tamamen gelenlerin güzelliğindendi! 


Mini Müzikhol'den eve gelip, bir saat kadar uyuduktan sonra, O'nun yüzüme su dökmesiyle ancak uyanabildim. Çünkü biz bir saat sonra birlikte Adana'ya uçuyorduk. Fena halde akşamdan kalma, San Francisco'dan sonra birlikte Adana'ya gidiyor olmamızın absürdlüğü içinde yeni yaşıma başladım. Daha güzel olamazdı. 

Bu sene kararlarım yok. Planlarım yok. Analizlerim yok. Sınırları belli hayallerim yok. Büyük laflarım yok. Romantik cümlelerim yok. Çok fazla çok sevdiğim insan var sadece. Hiçbir şeyi zorlamayınca, hayatın akışına kendini bırakınca her şeyin çok daha güzel olduğuna karar verdim. Ben bu yaşım ile birlikte her şeyi mükemmel ve eksiksiz yapmak için planlama takıntılı kadını geride bıraktım.  

"Yol sevinci ile geçmişi boşaltmanın ıssızlığı yüreğinde yer değiştirerek duygularını belirsizleştirirken, önündeki yolun neler vaat ettiğini bilmemekle birlikte, emin olduğu tek şey gerçekten ne pahasına olursa olsun, artık bir daha geri dönmeyeceğiydi."

Ülkede korkunç şeyler oluyor; ama benim hala umudum var.Tutku ve keşif dolu harika bir sene olacağına bütün kalbimle inanıyorum. Siz de inananarak kalın!

1 yorum:

pelin arin dedi ki...

iyi ki doğdun sezen :)

Pinterest'im

Instagram'ım